Bir varmış, bir yokmuş… Çok uzak diyarlarda, Yakup adında bir peygamber varmış. Onun birçok oğlu varmış ama en çok Yusuf adındaki güzel yüzlü, iyi kalpli oğlunu severmiş. Çünkü Yusuf’un kalbi tertemiz, rüyaları da çok özelmiş. Bir gece küçük Yusuf, babasına koşmuş: “Babacığım! Rüyamda 11 yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiğini gördüm!” demiş. Babası Yakup çok şaşırmış. Oğlunun ileride çok büyük biri olacağını anlamış ama “Sakın bu rüyayı kardeşlerine anlatma!” demiş. Çünkü Yusuf’un kardeşleri çok kıskançmış. Ama kardeşlerin içini kıskançlık kurdu kemirmiş. “Babamız Yusuf’u bizden daha çok seviyor! Ondan kurtulmalıyız!” diye kötü bir plan yapmışlar. Bir gün babalarına gidip demişler ki: “Baba, Yusuf’u bizimle gönder. O da oynasın, eğlensin.” Yakup Peygamber üzülerek izin vermiş ama kalbi hiç rahat değilmiş. Kardeşler, Yusuf’u alıp çöle götürmüşler. O güzel yüzlü çocuğu alıp bir kuyunun içine atmışlar! Sonra babalarına gelip, gömleğine sahte kan sürüp ağlamış gibi yapmışlar: “Yusuf’u kurt kaptı!” demişler. Ama Allah her şeyi görüyormuş. Yusuf o karanlık kuyuda yalnız değildi. Allah ona sabır vermiş, kalbini güçlendirmiş. Sonra oradan geçen bir kervan, kuyudan su çekmek istemiş. Kovayı indirince Yusuf’u bulmuşlar! Onu çıkarmışlar ve yanında götürmüşler. Yeni bir macera başlamış… Ama bu masalın sonu çok güzel bitiyor. Çünkü sabreden Yusuf, bir gün Mısır’ın en büyük yöneticisi olmuş! Gökten üç yıldız düşmüş: Biri sabredenlere, Biri affedenlere, Biri de bu masalı gönülden dinleyen sana…
Filtreler
Kategoriler
Yıllar
Son Yazılar
İstatistikler
40
Yazı
13
Kategori
12
Etiket