Bir varmış bir yokmuş… Uzak bir şehirde, çok ama çok akıllı bir çocuk yaşarmış. Adı İbrahim’miş. Herkes taşlardan yapılmış putlara taparken, o geceleri gökyüzüne bakar, kendi kendine düşünürmüş: “Benim Rabbim kim? Bu taşlar mı? Göklerde bir sır mı var?” Bir gece, gökyüzü pırıl pırıl yıldızlarla dolmuş. İbrahim yukarı bakmış ve en parlak yıldızı görmüş. İçinden şöyle demiş: “Belki de bu benim Rabbim!” Ama sabah olunca o parlak yıldız kaybolmuş. İbrahim başını sallamış: “Kaybolan şey benim Rabbim olamaz.” Sonra gece yeniden çökmüş. Bu sefer ay, büyük ve parlak bir tepsi gibi gökyüzünde doğmuş. İbrahim ayı görünce şaşırmış: “Belki de bu benim Rabbim!” demiş. Ama sabah olunca ay da yavaşça gökyüzünden kaybolmuş. İbrahim bu sefer daha da emin olmuş: “Ay da kayboluyor. O da Rabbim olamaz.” Sonra bir başka gece, güneş gökyüzünden yükselmiş. Öyle büyük ve parlakmış ki, İbrahim: “Bu hepsinden büyük! Bu benim Rabbim olabilir!” demiş. Ama güneş de batınca, İbrahim artık tamamen anlamış: “Kaybolanlar Tanrı olamaz! Ben sadece doğmayan, batmayan, her zaman var olan Allah’a inanırım!” İşte o an İbrahim’in kalbi ışıkla dolmuş. Gerçeği bulmuştu. Artık biliyordu ki, Allah ne yıldızdır, ne ay, ne güneş… Allah her şeyi yaratan, göklerin ve yerin sahibidir!
Filtreler
Kategoriler
Yıllar
Son Yazılar
İstatistikler
40
Yazı
13
Kategori
12
Etiket